bootstrap modal popup

ANTİDEPRESAN İLAÇLAR NASIL ETKİ GÖSTERİR?

            Birçok ilaçtan farklı etki göstermezler. Bu gibi ilaçlar kan beyin bariyerini geçtiklerinden, çoğunlukla başka birçok ilaçla etkileşmezler. Ama siz siz olun kullanacağınız ilacı doktorunuza danışmadan asla kullanmayın.

            Antidepresan ilaçlar alındıktan sonra mideyi geçer ve ince barsaklardan emilirler. Damar yoluyla karaciğere gider orada bazı değişikliklere uğrarlar. Bazen buradan sonra ilaç farklı bir kimyasal yapı kazanarak yoluna devam eder. Yine damar yoluyla kan beyin bariyerini geçtikten sonra, beyinde hücresel boyutta etki göstereceği yapılara geçer. Burada etki oluşturacak hücrenin uygun olan alıcı sistemleri ile reaksiyona girer ve bu yapılara yapışır. Buradan hücre kapısı olarak düşünebileceğimiz kimyasal yapılardan içeri girer. Hücre içerisinde yine uygun yapılarla girdiği kimyasal, hormonal, elektriksel yol, oksidasyon gibi çeşitli reaksiyonlar sonucunda gerekli etkiyi oluşturur. Görüldüğü üzere etki yerine ulaşıncaya kadar gerekli alıcısı olmayan hücresel yapılarda etki göstermezler. Yani siz İstanbul’dan Trabzon’a giderken birçok ilden geçersiniz ama asıl hedefiniz olan yerden önce otobüsten inmezsiniz. Otobüsten indikten sonra gideceğiniz adresteki verilen numaraya uygun apartman ve eve gidersiniz. Aynı şekilde vücudumuza aldığımız ilaçlarda özgün hücresel alıcı sistemleri olan hücrelerde etki gösterirler. Nasıl ki her zil çaldığında evimize herkesi almıyorsak, bu ilaçlarda her hücrenin içerisine girememektedir.

           Bu ilaçlar bazen hücre içi kimyasal reaksiyonlara sebep olurken, bazen de hücreler arası ortamda, hücre kapılarını bloke ederek, hücreler arası bazı maddelerin artmasına sebep olabilirler. Çeşitli rahatsızlıklarda azalan veya artan bu maddelerin, dışarıdan bu şekilde yerine konması ile geçici bazı değişiklikler sağlanırken, kişinin bu zaman diliminde bu değişiklikleri kalıcı kılacak davranışsal yöntemlerin de öğrenilmesi ve öğretilmesi ile de tedavi dediğimiz yeni durum oluşur. Aslında oluşan veya oluşturulan bu duruma başka bir adlandırma ile TERAPİ de diyebiliriz.

           Kısacası dışarıdan aldığımız ilaçlar, var olan durumun değişmesine imkan sağlamak yerine varolan durumun farklı hissedilmesine olanak sağlayabilirler. Bu hissiyatın oluşturduğu iyilik hali ve motivasyonel hal (ve kazanılan motivasyon) ile ve mümkünse kişinin farkındalığı da kullanarak, yeni durumlara yeni düşünce biçimleri geliştirmesi sağlanabilir. Oluşan yeni düşünce biçimleri ile yeni davranışlar sağlamak amacıyla, çeşitli TERAPİ yöntemlerinden destek alındığında, kişisel değişim de gerçekleşmiş olacaktır.      

            Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapar mı?

          Herhangi bir şekilde kullanılan kimyasal maddenin bağımlılık oluşturabilmesini çok genelleştirirsek “o maddenin giderek daha çok kullanılmasına ihtiyaç duyulması”na bağlıdır. Kısaca, vücudumuzda benzer bir etkiyi oluşturabilmesi için zamanla daha çok o kimyasal maddeye ihtiyaç duyulmasıdır. Önemli bir konu da kimyasal maddenin kullanılmadığı durumda vücutta bazı fizyolojik belirtiler oluşmaması gerekir, eğer oluşuyorsa bu durumda buna ‘’yoksunluk oluşuyor’’ denir. Diğer birçok etmenin yanında bu bahsi geçen iki konu ana hatları oluşturur. Her iki koşulu da antridepresan ilaçlar sağlamamaktadırlar.

           Antidepresan ilaçların dozlarının psikiyatrik tedavi esnasında zamanla artırılmasının nedeni, çoğu zaman başlangıç dozları ile tedaviye başlanması ve tedavinin ilerleyen zamanında dozların yavaşça artırılmasıdır. Yani psikiyatrik tedaviye katkı sağlayacak etkin doz bulmaya çalışılmaktadır. Onun dışında kullandığımız ilaçlar bazen ani olarak kesilmesinden dolayı 2-3 gün süren küçük geçici ani kesilme belirtileri oluşturabilirler. Ancak bunlar dediğimiz gibi geçicidir ve daha çok bir alışkanlık olarak görülebilirler, yoksunluk belirtileri gibi ağır ve baş etmesi zor değildir. Psikiyatrik tedavilerin uzman desteği ile başlanmasının ve kesilmesinin önemi de burada yatmaktadır. Uzman yardımı ile başlanan ve kesilen tedavilerde, ilaçlar hekimlerin teorik ve uygulamadaki bilgi, görgü ve deneyimlerini de içeren çeşitli yöntemlerle artırılıp ve kesilmekte olduğundan, bunlar yaşanmamaktadır.  

        Antidepresan ilaçlar kısırlık yapar mı?

          Bazı Antidepresan ilaçların kullanımı sonucu, herkeste olmamak ve herkeste aynı şiddetli olmamak kaydıyla, bazen cinsel isteksizlik görülebilmektedir. Bu da uzman doktorlarla görüşerek çözülmesi kolay olan şikayetlerden biridir. Bunun dışında bazı psikiyatrik tedavilerde kullandığımız antıdepresan grubu dahilinde veya dışındaki bazı ilaçlar, geçici sertleşme problemleri oluşturabilir. Ancak bu belirti de uzman doktor ile görüşülerek kolayca çözülebilir.

          Son 50-60 yıldır geriye dönük yapılan tüm araştırmalar Antidepresan ilaçlarla ilgili kısırlık yaptığına dair bir veriye rastlanmamıştır. Yani antidepresanların kadınlardaki yumurtalık ve yumurtalar, erkeklerdeki sperm yapısı veya sayısı üzerine kısırlık yapacak biçimde etki yaptığına dair net, kabul görmüş bilimsel bir bulgu yoktur.

        Antidepresan ilaçlar ilk 15 gün kullanıldığındaki etkiyi daha sonra neden göstermiyorlar?

        Buna doktoru gören herkes iyileşir etkisi ya da psikolojik etki olarak adlandırabiliriz. Görüntüsü hiç hoşunuza gitmeyen bir yemeği yedikten sonra tadı ne kadar iyi de olsa mideniz bulanabilir, ama bir de yemeğin tadı iyi olursa bu sefer iştahımızın artığını görürüz. Yani kişinin, uzman doktoru ile iyi bir iletişim kurabilmiş olması, doktorunun başarılı olmasını içten istemesi ya da sorunu için bir uzmana başvurmuş olması bile ona göre bulunduğu zor durumdan çıkabileceği izlenimi (beklentisini) doğurur. Aslında bu 1950li yıllardan beri bilinen “escape to wellness / iyiliğe kaçış” psikolojisiyle açıklanabilir. Bu motivasyonel durum daha sonra terapi olarak adlandırılan değişim sürecine katkı sağlar ve her ikisinin desteği ile tedavi gerçekleşir.

        Antidepresan ilaçların kullanılması tedavi için yeterli midir?

        Çoğunlukla YETMEZ. Birçok Psikiyatrik rahatsızlığın tedavisinde ilk başlarda ilaç tedavisi ile acil bir iyilik hissiyatı sağlansa da bunun ileride sürdürülebilir düşünsel ve davranışsal değişikliklerin takip etmesi için TERAPİ dediğimiz desteklerin de eklenmesi gerekir.

         Kısacası tıp ağrıyı dindirme sanatı değildir. Neden ağrıdığını, neyin ağrıdığını ve nasıl ağrıdığını bulma ve ağrının tekrarını önleme ya da bir sonraki sefer ağrıdığında ne yapılması gerektiğini öğrenme ve öğretme sanatıdır.

TÜM MAKALELER

YAZAR BİLGİLERİ

Uzm. Dr. Turgay SAĞLAM
Psikiyatri Uzmanı