best website creation software


Bağlılık mı Bağımlılık mı?

 İlişkilerde Bağlılıkların Düzeyi Üzerine Düşünme

              Bağ kurmak, her canlı için çok önemli bir ihtiyaçtır. Yemek- içmek kadar hayati bir ihtiyaç olduğu bilinmektedir. Var olmak ve varlığını anlamlı kılmak bir başkasının bakışı, teması ve ilgisi ile mümkündür. O yüzdendir ki çok yaşamsal bir ihtiyaçtır.

             Bağlılığın en yoğun şekilde yaşandığı durum, herhalde anne-bebek ilişkisidir. Bir bebek, beslenme ve bakım kadar sevgi ve ilgiye ihtiyaç duymaktadır. Sevgi ve ilginin oluşabilmesi için anne ve bebek arasında bir bağ kurulması gerekir. Annede bebek düşüncesinin oluşması, hayaller kurması, hamile kalması ve doğum sonrası her süreç bu bağın kurulması ve sağlamlaşması için anneyi hazırlama işlevi görmektedir. Anne bebeğe bakışı, konuşmaları ve ilgilenme biçimi ile bebeğinin varlığını anlamlı kılar. Sevildiğini, önemli ve değerli olduğunu hissettirir.

        Başlangıçta bu bağın çok yoğun olması önemli ve gereklidir. Fakat bebek büyüdükçe, kendi başına yapabildiği şeyler arttıkça, çevresindeki diğer insanlarla ilgilenmeye başladıkça azalması doğaldır. Beklenendir. Büyüyen çocuğun sadece annesi değil, babası, kardeşleri, akrabaları, oyun arkadaşları, okul arkadaşları olmaya başlar. Dış dünya ile bağ kurmak önemli bir ihtiyaçtır artık.

            İnsan hayatı boyunca yeni bağlar ve ilişkiler geliştirmeye ihtiyaç duyar. Sosyal ilişkileri, sosyal aktiviteleri, iş hayatı vb. ile bu ilişkiler güçlenir. Genişleyen bu sosyal alan, kişinin özel olma- sevilme- aşık olma gibi duygusal ihtiyaçlarını azaltmaz. Her zaman birinin gözünde özel, farklı olduğumuzu hissetmek isteriz. Tıpkı anne- bebek ilişkisinin yoğunluğu gibi aşk ilişkisinde de kurulan bu bağ yoğundur.

           Aşk ilişkisindeki bağlılık, güçlü bir bağ kurma ihtiyacının yanında aynı güçlülükte kaybetme korkularını da getirir. Bu yüzden sevilen kişiden uzak olmak, başka bir şeyle meşgul olmak bazen çok zor olabilir. Kişi sevdiğinin yanında olarak hem bu güçlü bağı hissetmiş olur, hem de kaybetme korkularını sakinleştirmiş olur.

        Bu bağlılık, kişiyi hayatının diğer alanlarından büyük oranda uzaklaştırıyorsa, ayrı kalındığında şüpheler ve kaygılarla baş başa bırakıyorsa, yanındayken çok mutlu, ayrıyken çok mutsuz yapıyorsa, “asla ayrılamam.” “ayrılırsam yaşayamam” gibi bir his yaratıyorsa, hep karşı tarafı memnun edecek bir çabaya sokuyorsa, kişiye kendini ve kendi ihtiyaçlarını unutturuyorsa bu bağlılık bir bağımlılık düzeyinde yaşanıyor demektir.

        İlişkilerde her şeyin bir denge içinde olması, idealde beklenen bir şey olmakla beraber yaşarken çok mümkün olmayan bir durumdur. Fakat kişinin kendisi ile kurduğu bağ (kendisi ile fiziksel ve ruhsal olarak ilgilenme, kendine zaman ayırma..), sevdikleri ile kurduğu bağ (aşık olunan kişi ile ilgilenme, yakın arkadaş, dost, ve aile ile ilgilenme) dış dünya ile kurduğu bağın (haberler, magazin, araştırma vb. gibi dünyaya dair ilgilerin olması) belli bir denge içinde olması gerekir. Tüm ruhsal enerjinizi sadece bir kişi ya da bir şeye yönelttiğiniz zaman varlığı ile çok mutlu olduğunuzu düşünebilirsiniz, fakat yokluğu da hayatınızda büyük bir boşluk ya da kayıp duygusu yaratacaktır.

       Hayatınızda her bağa yer açın. Kurduğunuz tüm bağlar sizi güçlendirecek ve besleyecektir.


TÜM MAKALELER

YAZAR BİLGİLERİ

Uzm. Klinik Psk. Arzu ÇAKAR