how to make a website

EVLİLİK YA DA ÇİFT TERAPİSİNDE MİTLER

Bir çiftin tanımlayıcı özelliği birbirlerine verdikleri sözün doğasında yatar.Bir çift ,önceden görülebilir bir gelecek için birarada kalma niyetine sahiptir.Bu sözlerini evlilik gibi bir şekilde resmi olarak taçlandırabilirler ya da evlenmezler fakat eşlerinin ilgilerinin tek ve temel odağı olacağına söz verirler.Bir çift,böylesi bir sözün anlamını ve ciddiyetini anlayacak ve kabul edecek yetenekteki iki yetişkinden oluşur.Çiftin kendine has özelliği,aile birliğinden ya da rastgele kurulan ,geçici ilişkilerden ayrı olmasıdır. 

             Çiftler ,yaşamlarını nasıl daha işler hale sokacaklarını öğrenme konusunda yardım aramak için terapiye gelir.Sıkıntıdaki birçok çift, evlilik yaşamı ve terapinin kendisi hakkında inandıkları mitler yüzünden çetrefil bir duruma düşmüştür.

           Çiftlerin desteklediği en bilinen iki miti inceleyelim : 

           1- Gerçek aşk her şeyi yoluna koyar ve aldığımdan daha fazlasını veririm.

           Terapistler sık sık , '' eğer beni gerçekten sevseydi,ben daha söylemeden beni memnun edecek şeyleri yapmaya istekli olurdu '' şeklinde ifade edilen mitle karşılaşırlar. Aynı tema , '' gerçek aşk '' imajı ile değişik yoğunluklarda ifade edilir.'' Eğer beni gerçekten sevseydi ,... yapardı. ''. Bazı eşler , '' eğer koşulsuz sevseydi ,... yapardı '' sözlerinde olduğu gibi daha ileri gider ve bunu '' koşulsuz aşk '' olarak adlandırır.En son zirve nokta '' gerçek koşulsuz aşk '' tır. '' Eğer sevgisi gerçek ve koşulsuz olsaydı,...''. 

Bütün bu ifadelerin temelini oluşturan,aşkın bütün varyasyonlarında taşıması gerektiği varsayımlardır.

              Aşk :

  -Aşığın ( karının ya da kocanın ) zihin okuyucu olmasını sağlar.

 -Diğerini memnun etmeye istekli ve hazır olmaya sevk eder.

 İnananın tutkusu ve duygusal çağrısının gücü, mite gerçeğin sesini verir ve dinleyicisini ikna etmeye yatkındır.Ayrıca sevgi - ya da istenen her neyse - vermeme konusunda suçlu hissetmek kolay olduğundan kişi,böylesi terimlerin temelinde yatan mantığı inceleme ya da sorgulamaya pek cüret edemez.

Bu mitsel etkilere sahip aşk yeteneği,davranış ve duyguların ayrılamamasından kaynaklanır.Duygular , kişide uyarılma durumu yaratır ve kişiyi duygu nesnesine doğru yöneltir ya da uzaklaştırır.

SEVGİ , bir başka insan hakkında ne hissettiğimizi gösteren bir duygudur ve bizi sevgi nesnesine doğru çeker.

AŞK duygusu; spesifik ,beklenti duyulan davranışla eşitlendiğinde kafa karışıklığı kaçınılmaz şekilde ortaya çıkar.Aşkın davranışsal ifadeleri ,öğrenilir ve kişinin ailesel,kültürel ve kişisel deneyimlerine bağlı olarak oldukça farklılık gösterir.Bir kadın aşkını göstermek için kocasının sevdiği yemekleri pişirirken diğeri ; ikisi için minik ,kişisel gezintiler düzenleyebilir.Bir koca , ailesine olan sevgisini onları paraya boğarak gösterirken diğeri,güçlü disiplin uygulayabilir.Kişi , sevgi duygusu ile sevginin davranışsal ifadesi arasındaki farkı net şekilde algılayamadıkça davranışsal beklentiler gerçekçi olmayan temellere dayalı olacağından hayal kırıklığının ortaya çıkması muhtemeldir. Sanki kişi , '' Aşkını ifade etme şekli kesin olarak benim kontrolümde olmalı , aksi takdirde bu aşk değildir. '' diyormuş gibidir.

Sevginin,istenen davranışları üretmesi gerektiği mitsel inancı,muhtemelen erken çocukluk deneyimlerine,özellikle mükemmel anne ve çocuk birliği özlemine bağlıdır.Oysa gerçekte,aile-çocuk ilişkisi vasatın altında olabilirken fantazi mükemmel olması gereken özellikleri varsayabilir.

Çağdaş popüler kültür,sevginin istenilen eylemleri üretmesi mitsel inancını destekler. Örneğin , karşılığında hiçbir şey yapmaya ihtiyaç duymadan '' ayrıcalık '' hissetme ya da '' hak etme '' inancı taşıma v.b. mit tarafından geniş çapta sürdürülür.Her ne kadar sevgi genel olarak kişinin bu durumlarda niçin bir şeyi hak ettiğini temellendirmeye başvurmasa da ,böylesi fikirleri esinleyen,altta yatan,bir çocuk gibi yalnızca o olduğu için alması gerektiği inancıdır.

Danışanlar genellikle eşlerinin onları sevmediğinden ya da anlamadığından yakınırken mitsel sevgiye bağlılıklarını ifade ederler.Söylenmemiş istek,tatmin edilmediğinde kişinin naif, neredeyse çocukça,yalvaran sesini ve beden duruşunu görür;inanmayış ve ihanet duygusunu hissedersiniz.

                 2- '' Adaletlilik kavramı ''

  Adaletlilik mitinin altta yatan mesajı , '' Hak etttiğimi alamıyorum '' ya da '' Aldatılıyorum '' dur. Kişi ,'' verdiği '' ile karşılığında '' aldığı '' arasında eşitsizlik hisseder. Adaletlilik mitine inananlar , genel olarak her zaman mahrum bırakıldıklarını ve başka yerlerdeki çimenlerin daha yeşil olduğunu düşünürler. Bu inançları dürtüleyen kıskançlık ,gıpta ve bazen hırs duygularıdır.

 Adaletlilik mitine başvuran kişi ,şikayetini bir çocuk gibi iniltili bir sesle ve genellikle belirsiz olan talebini ,ne demek istediğini herkesin tam olarak bildiği varsayımı ile ifade etmeye eğilimlidir ya da kişi,mantıklı bir yetişkin gibi görünmeyi dener ve hatta dünyanın adil olmadığıni bildiğini bile itiraf eder fakat kendi durumu her zaman farklıdır. Eşinin ya da bulunduğu dezavantajlı konumun '' adaletsizliğini '' ispatlamak için kişisel bir muhasebeye bile girebilir.

 Adaletlilik doktrini ,bazı kişiler tarafından ,isteklerinin yerine getirilmesini sağlamak için kullanılan temel araçtır.Onsuz ,isteklerini nasıl yerine getireceklerini bilemezler . İnançlarını mitlerden kurtarma çabaları , genellikle terapistin de adaletsiz olduğu ve eşinin tarafını tuttuğu suçlamasıyla karşılaşır.Ayrıca surat asar ya da durumlarını ,en iyi savunma avukatlarına taş çıkartırcasına savunurlar.

Adaletlilk mitine inancında kimin,kim için,ne yaptığının günlük muhasebesi tutulur.Herhangi bir dengesizliğin karşılığı hemen verilmelidir.Bir çiftin,birlikte çıktıkları uzun yolculukda harcanan çabanın ve karşılığının dengesi sık sık yön değiştirip farklılaşır. Ne kadar günlük muhasebe yapılırsa yapılsın ya da karşılığını vermek için uğraşılırsa uğraşılsın gerçeklik değiştirilemez.

 Adaletlilik miti,sık sık eşlerden birinin genelde aldığından daha fazla enerji harcadığını hissetmesinden kaynaklanır.Bunu yaparak çiftler genellikle al -ver alışkanlıklarını ve bu alışkanlıkların kendileri ile eşleri tarafından nasıl yaşandığını incelemenin daha zor sürecinden kaçınıyor olabilirler.

 Çiftlerle yürütülen çalışmalarda başka mit ve inançlarla da karşılaşılır.Bir takım ihtiyaçları tatmin etmek üzere başvurulduğu için böylesi mitleri yok etmek özellikle zordur.Kişiler sıklıkla böylesi mitler olmadan ilişkilerini nasıl sürdüreceklerini bilemezler.Yine de dikkati bu mitlere özgü inanç sistemlerini değiştirmeye vermedikçe ilişkide ilerleme sağlamak engellenebilir.

TÜM MAKALELER

YAZAR BİLGİLERİ

Uzm. Dr. Gülsüm Alev TANVERDİ
Psikiyatri Uzmanı