create your own website


AŞKIN KATİLİ ŞİDDETLİ GEÇİMSİZLİK

         Çift olmak bütün olmak mı demektir ve bireysel tercihlerden vazgeçilmesini mi gerektirir? Evlilik ve ilişkiye dair öğretiler, doğrular ve yanlışlar, beklentileri de şekillendiriyor. Çiftler birbirlerinden kafalarındaki ilişki modeline uygun bir yaşam tarzı ve davranışlar bekliyorlar. Beklentilerin uyumlu olmadığı noktada da haklı-haksız arayışları, haklı çıkma ve yola getirmeye çalışma gibi sonu olmayan bir mücadele başlıyor. Geçimsizlik süreci; iki bireyi de yıpratan, ilişkinin başlangıcındaki güzel duyguların törpülendiği ve hatta belki de yok olduğu bir yıkıcılığa sahip genellikle. Bu süreçte çiftler bir ilişkinin en önemli temeli olan iletişim kurabilme, birbirlerini dinleme ve anlama gibi gerekliliklerden uzaklaşıyorlar. Tek hedefleri kendi doğrularını kabul ettirmek ve diğerinin uymasını sağlamak oluyor. İki kişilik bir savaş. Bir gün bitse de kazananın olmadığı, tarafların ikisinin de çok şey kaybettiği bir savaş. Oysa kazanmanın sırrı dinlemek, anlamak, uzlaşmak ve paylaşmak gibi her insanın yapabileceği basit dört eylemden ibaret. Peki bu kadar basitse neden yapamıyoruz ? Neden yapamadığımız da çok basit. Sürekli değerli hissetmeye endeksli egomuz devreye giriyor ve hak ettiğini düşündüğü değeri söke söke almaya çalışıyor. "Bir ilişkide olması gerekenler" etiketi altındaki, sağdan soldan aldığı öğretilerden dayanak bulmaya ve haklı çıkmaya çabalıyor. Bunu yaparken eleştirel, suçlayıcı hatta yıpratıcı olabildiğini fark etmiyor bile. Defansla karşılaşınca da hissettiği tek şey önemsenmediği ve değer görmediği. Sonuç: daha çok olumsuz duygu, daha çok tartışma, daha sert bir savaş ve tabii ki acı.

         Hiç kimsenin hedefi ilişkisinde mutsuz olmak ve karşısındakini mutsuz etmek değil şüphesiz. Aksine daha mutlu olabilmek için, mutsuz eden her şeyi bir an önce ortadan kaldırabilmek için verilen yoğun uğraş, bir süre sonra her şeyi çıkmaza sokmaya başlıyor. Taleplerin ve beklentilerin çatışması, istenildiği gibi yerine getirilmemesi sonucunda, karşı tarafa yöneltilen, anlayışsızlık, bencillik, sevgi ve ilgi göstermeme gibi eleştiriler, karşı taraftan gelen benzer suçlamalar sağlıklı iletişimin yitirildiğinin ve ilişkinin çıkmaza girdiğinin en net göstergeleri ve taraflar kendi hatalarını da görmeyi reddettiği sürece bu çıkmaz da derinleşiyor. Unutulmaması gereken en önemli şey; çözüm bulmaya çalışmak yerine haklı çıkmaya çalışmanın, iletişimin ve dolayısıyla ilişkinin katili olduğu gerçeği.

     Mutlu bir ilişki yaşayabilmek için sağlıklı iletişim gerekir. Sağlıklı iletişim için dinlemek, anlayabilmek için dinlemek. Bir ilişkide iki kişi de mutluysa mutluluk olur. Kafanızdaki ilişki modelinde "olması gerekenler" dedikleriniz eşinizi mutsuz ediyorsa siz de mutlu olamazsınız. Güzel bir ilişki için karşılıklı anlayış, bireysel haklara saygı, ortak noktaları yakalayabilmek ve paylaşım gerekir. Bütün ilişkilerde böyledir aslında. Sosyal ilişkilerinizde bunu kolaylıkla yapabilirken, ilişkinizde bunu yapamıyorsanız, sadece eşinizin hatalarına odaklanmak yerine kendi hatalarınızı da bütün samimiyetinizle fark etmeye çalışmanız gerekir. Kendi hatalarınızı da fark edip, fark ettiğinizi belli ederseniz, kendinizi sıcak bir dille ifade ederseniz, karşınızdaki kişiyi de kendi hataları üzerinde düşünmeye ve anlaşmaya yaklaştırabilirsiniz. Bu da iletişiminizi ve ilişkinizi yeniden inşaa edebilmenin doğru adımlarından biridir.

TÜM MAKALELER

YAZAR BİLGİLERİ

Uzm. Psikolog Semra EKİNCİ